Sardunya

Eylül ayının gelmesiyle bile soğumayan gecelerde pencere açık uyumaya devam ederken birden bahçedeki sardunyaların kokusunu daha keskin duyarsanız ne düşünürsünüz?

Bu sabah erken saatlerde yağmur hafifçe yağmış olmalı ki sardunyaların kokusunu duyarak uyandım. Uyanmak için erken sayılabilecek bir saat olsa da sardunyalar için erken değilmiş. Bir insan için şehirde çiçek kokularıyla uyanmak ne derece sıradışı olabilirdi? Mesela köşebaşlarında çiçekler olsaydı şehrin havası daha temiz olur muydu ya da kokusu? Eve geldimizde üstümüz başımız daha temiz olur muydu? Acaba çiçeklerle ağaçlar tozları da tutarlar mıydı? Denese miydik? Deneyebilir miyiz, şansımız var mıdır hâlâ?

Her şey doğadayken doğa bizden neden uzaklaştırıyordu ya da biz neden doğadan uzaklaşıyorduk? Bahçeli evlerde yaşamak neden lükstü? Doğa bizden önce de yok muydu? Doğayı paralı ve lüks haline getiren insanın bunu yaparken amacı neydi? Çiçek kokularından bizi uzaklaştırıp beynimizin uyanmasını mı önlemekti? Suyun, insanı sakinleştiren etkisi neden yine insan tarafından yok edilmek istenmişti? Biz niye beton soluyorduk yoksafarkında olmadığımız bir anda betonlarla anlaşma mı yapmıştık?

Sardunyanın kokusu bana yaşam getirmişti o sabah. Daha zinde ve canlı kalkmıştım, sabahım dolayısıyla da günüm yağmura karışmış sardunya kokusu ile daha hoş ve verimli olmuştu. Hayat zor muydu gerçekten yoksa zor olan doğadan koparılmış bir hayatı mı yaşamaktı? Madem doğadan kopmak geçer akçe olmuştu, o halde neden doğaya Tabiat Ana ya da Doğa Ana diyorduk? Düşmanım Doğa desek nasıl olurdu?

Bir çiçeğin kokusunu duymak sabah sabah başıma bu işleri açmıştı, aklımdan sorular geçmeye başlamıştı. Acaba pencereyi kapatsam sorular da gider miydi aklımdan? Aklım başıma gelir miydi?

Küçük bir not: Balkondaki sardunyaların bu konuyu duymalarını istemem! Bahçedeki sardunyaların kokularını duydum diye üzülebilirler sonra…

27 Eylül 2023, OZM

Leave a comment