Ben çok fazla türkü bilmem. Bildiğim türküler de genellikle Ege ya da Trakya bölgelerine ait türkülerdir. Hal böyle olsa da “Tabip sen elleme benim yaramı, beni bu dertlere salanı bul getir.” dizeleriyle başlayan türküyü elbette bilirim fakat bu türkünün Langa semtiyle bir bağlantısı olduğunu bilmezdim. Hiç aklıma gelmezdi! Meğerse bağlantısı varmış! Nermin Karahan’ın yazdığı Langa isimli kitabını okurken bu bağlantıyı öğrendim.
Nermin Karahan sadece Langa’da yanyana evlerde, içiçe geçmiş odalarda yaşayanların birbirinden farklı hikayelerini yazmakla kalmamış, tüm roman boyunca bir aşığın hikayesini de anlatmış.
Uzun sayılabilecek bir aradan sonra Langa, bir solukta okumaya başladığım ve içine daldığım bir roman oldu benim için.
Üç gecede bitirdim hatta hemen öncesinde de neşeli bir aşk romanı okumak istiyordum. Aşk romanı okumak isterken bir aşığa hitaben yazılmış bir roman okudum. Elbette ki hoş bir süpriz oldu benim için.
Kitap hakkında daha etraflıca yazmak, tartışmak isterim ama bu kitabı arkadaşlarıma da hediye olarak aldım ve henüz onlara hediyelerini veremedim. Bu yüzden de biraz daha bekleyeceğim.
Yanıbaşımızdaki hayatların sakladığı cevherlere selam olsun! Nermin Hanım’a bir sorum var: Nermin Hanım, kaybolmuş kuşak olduğunuza emin misiniz? Kaybolmuş kuşak kitaba yakın olur mu sizce hem de çocukluğunda kitaplardan dolayı yaşadıklarını hatırlarken?
24 Haziran 2026, OZM.

